Çoğu Yerde Duyarsın

Çoğu yerde duyarsın: ” Endülüs! İlim şehri. Müthiş bir medeniyet... Batı medeniyeti yanında halt etmiş. Öyle bir medeniyet ki Endülüs’ teki kütüphaneler yıkılmasaydı şu an kim bilir uzay çağındaydık. 800 yıllık büyük bir medeniyet. Hele Endülüs’ ün fethi yok mu, aman Ya Rabbi! Ah Endülüs ah! Nasıl kıydılar sana. Tarık B. Ziyad ordusuyla Endülüs’e geldiğinde ardında bıraktıkları gemileri yakmalarını emretti. Vay be! Böylelikle ordusuna geriye dönüş yok mesajını vermişti. Ya şehid olacaklardı ya fethedeceklerdi. Ne müthiş bir şey! Tarık B. Ziyad büyük komutan, büyük Müslümandır!” gibi sözler (!)

Bazıları sonuna şunu da ekler: ”Şimdi durumumuza bak. Hele gençlik bitmiş. Nereye gittiği belli değil. Sorsan Endülüs’ü bilmiyorlar. Tarık B. Ziyad kim diyorsun o kim diyorlar…”gibi… Kime sorsan Endülüs’ü az da olsa bilir. Endülüs’ü çoğu kişinin bilmesine karşın birçoğu Endülüs’ ten kendisine pay çıkarmaz. Ulan bu adamlar neden o kadar yol kat edip Endülüs’e kadar gitmişler? 800 yıl medeniyetin beşiği olarak yaşamış da ne olmuş da bu medeniyet yıkılmış? Oradaki Müslümanlar nasıl zorla moriskolaştırılmış? Şehirler neden yerle bir olmuş? Bunları biraz düşünmemiz lazım.

Endülüs’e neden ilim şehri deniyor? Endülüs neden medeniyetin beşiği? Endülüs’te bu kadar kitap nasıl yazılmış? Endülüs’ de nasıl bu kadar alim çıkmış? Bu soruları sorup cevaplarını vermeliyiz. Örnek almalıyız. Tarihten çıkarılacak ders çoktur. Endülüs de ders çıkarılacak en önemli medeniyetlerden birisidir. Endülüs konusu yüzeysel konuşulacak kadar yüzeysel değildir.

Kudüs sayısında da bahsettiğim gibi; uzaktan uzaktan “Kudüs bizimdir!” demekle “Kudüs Mahremimizdir!” demekle iş bitmiyor. Samimiyetimizi yaşayışımızla, Kudüs için yaptıklarımızla göstermemiz lazım. Kudüs’ü anlamamız lazım ki “Kudüs Bizimdir” derken bu sözler içten gelen sözler olsun. Gösteriş olsun diye değil. Aynı şekilde bu Endülüs için de geçerlidir. Endülüs’ü anlamalıyız. Batı medeniyeti Endülüs medeniyeti yanında halt etmiş demekle bitmiyor. Bu kadar basit mi? Biz neden her şeyi basite indirgiyoruz. Belki böylelikle kendimizi de çok basite indirgemiş oluyoruz. Bizim örnek alacağımız medeniyetler belli, örnek alamayacağımız, almayacağımız medeniyetler de belli. Gerçi medeniyetin tanımını daha iyi yaparsak güzel olur. Her önümüze gelene medeniyet diyoruz çünkü.

Artık harekete geçmeliyiz. Doğru hedeflerle, doğru alınmış örneklerle, derslerle yolumuza bakmalıyız. Asla durmamalıyız. Davamızdan ne olursa olsun vazgeçmemeliyiz. Endülüslü Müslümanları zorla Hristiyanlaştırmaya çalışınca kafirler; nasıl dik durduysa Endülüslü kardeşlerimiz, nasıl dönmedilerse yollarından bizde Tarihten çıkarılacak ders çoktur. Endülüs de ders çıkarılacak en önemli medeniyetlerden birisidir. Endülüs konusu yüzeysel konuşulacak kadar yüzeysel değildir. aynı şekilde bu yolda sonuna kadar gitmeliyiz. Herkes iyi yaptığı işi yaparak, Birbirimizi sudan sebeplerle yiyip bitirmeden gidelim yolumuzdan. Yolumuza taş değmesin lakin değerse de o taşı çekmesini bilelim. Demem o ki artık yeter! Yeter bahanelerle yitirdiğimiz vakitler, yeter başkası yapsın biz arkasından geliriz diye yitirilen vakitler. Neden sen de bir şeyler yapmayasın? Çorbaya atacağımız tuzu atmaya geç kalmayalım.

Çoğu yerde duyarsın: Son Sultan Ebu Abdullah Gırnata’dan ayrılırken hıçkırıklara boğulur. Annesi ise, o anda şöyle der: “Ağla oğlum! Zamanında savunamadığın vatanın için şimdi kadınlar gibi ağla!..”

3 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Kutlu Sefer