Endülüs Kütüphaneleri

Günümüzde altın gümüş gibi mücevherler nasıl değerli ise bilimin, sanatın ve kültürün zirve noktalara taşındığı o dönemki (8-15.yy) Endülüs’te kitap da o derece önem teşkil ediyordu. Silahlara ve atlara tanınan gümrük muafiyeti kitaplara da uygulanmaya başlanınca Endülüs’te üst düzey bir kitap ticareti oluştu. Birçok yazma eser kitap tüccarları tarafından Endülüs’ün kültür merkezleri olan Kurtuba, İşbiliye ve Tuleytula kentlerindeki kitap çarşılarında satışa çıkıyordu. Bu tarz kitap çarşıları halk tarafından oldukça rağbet görüyordu hatta İslam dünyasında kitaplar mücevherlerden daha değerli kabul edilmekte olup,

meşhur Endülüslü Coğrafyacı El Ubeyd El Bekri’nin kitaplarını dönemin parlak ve pahalı kumaşlarında muhafaza ettiği bilinmekteydi. Samani Hükümdarı Nuh B. Mansur, devrinin önemli bir bilim adamı olan İbn Abbad‘ı kendisine vezir yapmak üzere davet etmiş, İbn Abbad başka sebeplerin yanında kitapların taşınması için 400 deveye ihtiyaç olduğu gerekçesiyle bu teklifi reddetmiştir. Kitapların böyle bir değer görmesi Endülüs’teki kütüphanelerin artmasını sağlayan mesleklerin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu meslekler Varrakinlik

ve Nüssahlıktı. Farklı şehirlerden kitapları alarak Kurtuba şehrine taşıyanlara Varrakin deniyordu. Hali hazırda bulunan el yazması kitapların nüshalarını çıkaran meslek grubuna

da Nüssahlık deniyordu. Endülüs uygarlığının bilime ve kitaba olan düşkünlüğü adeta bir moda haline gelmiş öyle ki kitapla-bilimle alakası olmayan hatta ve hatta okuma-yazma bilmeyen kimseler bile kitap sahibi olmayı bir ayrıcalık olarak görmeye başlamış olup evlerinin duvarlarını kitaplarla süslemeye çalışmışlardır.

10.yy’da Endülüs Avrupa’nın en uygar şehrine dönüşmüştür ve bu dönemde kurulan en önemli kütüphanelerden biri de 1.Abdurrahman tarafından yaptırılan Kurtuba Ulu Camii Kütüphanesidir ama ne yazık ki 1237 de 2.Ferdinard’ın şehri istilasıyla yok edilmiştir. Makarri’nin anlatımına göre de yakılan kitaplar arasında Hz. Osman’ın ünlü mushafı da bulunuyordu.

2.Hakem Dönemi

İç isyanlar meselesi 3.Abdurrahman zamanında halledildiği için 2.Hakem tüm vaktini ilim

ve irfana ayırmıştır. Endülüs’ü dönemin kültür ve medeniyette dünyanın en iyi ülkesi haline getirdi. Kurtuba şehri o dönemde 1 milyon nüfusa, 200.000 haneye, 900 hamama, 600 camiye, 80 medreseye, 50 hastaneye ve 40’ ın üzerinde kütüphaneye sahipti.

Bilindiği kadarıyla 2.Hakem kitapsever birisi olmakla birlikte doğu toplumlarına gönderdiği tüccarlar vasıtasıyla birçok el yazması kitabı kütüphanesine katmıştı. Bunun yanında kendisi hükümdar olamadan önce yapılmış olan 3 önemli kütüphaneyi birleştirerek Kurtuba Saray Kütüphanesine katmıştı.

Kurtuba Saray Kütüphanesi

Endülüs uygarlığı tarafından kurulan en büyük kütüphane Kurtuba Saray Kütüphanesi’ydi. İçerisinde 400.000 eser mevcuttu ve bu eserlerin kayıtlı tutulduğu her biri en az 22 sayfadan oluşan toplam 44 ciltlik bir kataloğa sahip olduğu bilinmekteydi. Bu kütüphane özellikle 2.Hakem döneminde Bizans İmparatorluğu tarafından gönderilen kitaplar ve 2.Hakem’in şahsi kütüphanesi ile kardeşinin şahsi kütüphanelerinin de birleştirilmesiyle dönemin Avrupa’sında adından sıkça bahsedilen bir ilim merkezi haline dönüşmüştür. Kurtuba Saray Kütüphanesi’ne doğu merkezlerinden gelen el yazma eserlerin miktarlarının artmasıyla eski binasına sığmamaya başlamış olup belirli bir süre sonra taşınmasına karar verilmiştir. Bu kütüphanenin taşınma süreci 6 ayı bulmuştur.

2.Hakem'in Ölümü ve Sonrasında Kütüphanelere Verilen Zararlar

2.hakem 15 sene boyunca Endülüs’ü mükemmel bir biçimde idare etti. 976 senesinde vefat edince Kurtuba Saray Kütüphanesi gelişim süreci yavaşlamakla birlikte bilimsel araştırmalardaki etkisini ve önemini korumaya devam etmiştir. Daha sonra 11 yaşındaki oğlu Hişam tahta geçti. Hişam’ın, devleti yönetmek üzere yeterli bilgisi olmadığı için annesi devletin yönetimini ele aldı fakat annesi de devleti idare edemeyeceğini anlayınca çok geçmeden bir hacib tayin etti. Adı Muhammed B. Abdullah B. Ebu Amir el-Mansur olan bu hacib devletin idaresini tamamen ele geçirdi. 2.Hakem döneminde toplumdaki düşünce özgürlüğümden rahatsız olan çevrelerin baskısıyla ve siyasi istikrarsızlığın öne çıkmasıyla Kurtuba Saray Kütüphanesi’nde zararlı görüldüğü gerekçesiyle birçok kitap ayıklanarak yakılmıştır. Yılların emeği olan Saray kütüphanesine saldırılar bununla da kalmamış olup Berberilerin şehri kuşatmasıyla birlikte dönemin valisi askeri ihtiyaçları karşılayabilmek için birçok el yazması kitabın satılmasına karar vermiştir. Bu durum kütüphanenin etkisinin azalmaya başlamasının bir göstergesi konumundaydı.

Berberilerin şehri istilasıyla Endülüs’te bulunan bilgi kaynaklarının bir kısmı yağmalanmış ve yakılmış bir kısmı da kitaplara değer vermeyen kişilerin ellerinde tarihin tozlu sayfalarına karışmıştır. Zamanla Endülüs’ün farklı noktalarına dağılan bilgi kaynakları, İspanyol akınları neticesinde varlığını koruyamamış olup önemli bir kısmı dönemin zenginlerinin eline geçerken diğer kısmı da yakılarak imha edilmiştir.

Başta Kurtuba olmak üzere Endülüs kentlerinin İspanyollar tarafından işgali ile başlayan süreç onlarca kütüphanenin ve yüzlerce kitap koleksiyonunun yağmalanmasına tahrip edilmesine yol açmıştır önemli bir kısmının satılmasına ve başta Kuzey Afrika olmak üzere çeşitli yerlere dağıtılmasına sebep olmuştur.

Örneğin Kardinal Ximenez tebaasının elinde bulundurduğu bütün kitapları topla atmıştır ki yaklaşık 5000 kitaptan oluşan bu bilgi kaynağının çoğunluğu altın gümüş ile süslenmiş. Nadide eserlerden oluşuyordu o kitapların her birinin talipleri olmasına rağmen Ximenez kendi kütüphanesi için ayırdığı birkaç tıp kitabı haricinde kalan kitapların tamamını halkın gözü önünde yakılmasını emrettiği bilinmektedir.

Kitaplar Müslümanların din değiştirmesinde önemli bir engel olarak görülüyordu bu nedenle başta Kur’an-ı Kerim olmak üzere Arapça yazılmış ilmi kitapların ekserisi imha ediliyordu. Aynı şekilde şehirlerin istilasıyla iki uygarlık arasındaki siyasi kültürel ve dini farklılıklardan dolayı bilgi kaynakları yağmalanmış Gırnata da Kraliçe Isabella ve Kral Ferdinard’ın emri ile birçok el yazması kitabın şehir meydanlarında yakıldığı bilinmektedir. Gırnata’da olduğu gibi Endülüs’ün diğer şehirleri de bu olaylardan nasibini almıştı.

2. Philip Endülüs’ten geriye kalan kitapları bir araya getirmek istediğinde yalnızca 2500 kadar kitap toplayabilmiştir. Bu kitaplarda 16. yüzyılda yapılmış ve 1984 yılında UNESCO Dünya Mirasları Listesi’ne adını yazdıran dünyanın en büyük kütüphanelerinden biri olan el Escorial Kütüphanesi’nin temellerini oluşturmaktadır.

Kim bilir belki kitaplara verilmesi gereken değer verilseydi günümüzde bilim, kültür, sanat, coğrafya astronomi, tıp, felsefe ve benzeri birçok alanda nasıl bir konumda olurduk.

1 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Kutlu Sefer