Kudüs Fatihi Ömer Bin Hattab

KUDÜS'ÜN FETHİ


Mescid-i Aksa’nın Müslümanların ilk kıblesi olması ve Hz. Peygamber’in Miraç hadisesinde Mescid-i Aksa’ya gitmesi Kudüs’ü önemli kılıyordu.


638 yılında Kudüs İslam orduları tarafından kuşatıldı. Hristiyanlar şehri savunmaya çalıştı fakat destek kuvvetlerinin geldiğini öğrenince barış talebinde bulundu ve şehri teslim etmek için halife Hz. Ömer’in bizzat gelip teslim almasını şart koştu.


Yaptığı istişareler sonrası bu şartı kabul eden Hz. Ömer, muhacir ve ensarlardan oluşan küçük bir kafileyle yola çıktı. Halifeyi görmek için halk yollara döküldü. Hz. Ömer, Suriye’nin Cabiye bölgesinde Halid bin Velid ve Ebu Süfyan tarafından karşılandı. Antlaşma şartları bu şehirde hazırlanırken Hz. Ömer Kudüs kapılarında Ebu Ubeyde ve diğer komutanlar tarafından karşılandı.


Hz. Ömer, her üç semavi din tarafından kutsal olan Kudüs’e görkemli bir merasimle değil tevazu ile girdi, şehirde ilk olarak Mescid-i Aksa’yı ziyaret edip Hz. Davud’un mihrabında dua etti. Hz. Ömer, Bilal-i Habeşi’yi çağırarak ezan okuması ricasında bulundu. Bilal-i Habeşi’nin okuduğu ezan Halifeyi ve sahabeleri ağlattı.


Hz. Ömer Kudüs ahalisine verdiği güvence ile Hıristiyan ve Yahudilerin de kendi inançları ile ibadet ve iskan özgürlüğünü tanımış ve Kudüs’ ü bir barış üssü haline getirmiştir.


HZ. ÖMER’İN KÜDÜSE GİRİŞİ


Şam yolculuğunda, Hz. Ömer ile kölesi beraberlerindeki tek deveye nöbetleşe biniyorlardı. Şehre girişte, sıra köleye gelince, Halife devesinden indi. Yerine kölesini bindirdi. Devenin yularından tuttu. Ayakkabılarını çıkarıp dereden geçti. Uzaktan bakan; deveye binmiş köleyi halife, devenin yularını çeken Hz. Ömer‘i de köle zannediyordu.


Bunu gören ordu komutanı Ebu Ubeyde bin Cerrâh dedi ki: “Efendim, bütün Şamlılar, bilhassa Rumlar, Müslümanların halifesini görmek için toplandılar. Size bakıyorlar. Bu yaptığınızı nasıl izah edebilirsiniz? Sizi köle zannedecekler, küçümseyecekler.”

Hz. Ömer buyurdu ki: “Ey Ebu Ubeyde! Senin bu sözünü işitenler, insanın şerefini, vasıtaya binerek gitmekte ve süslü elbise giymekte sanacaklar. Biz daha önce zelil ve hakir bir kavimdik. Allah Teâlâ, bizleri Müslümanlıkla şereflendirdi. Bundan başka şeref ararsak, Allah Teâlâ bizi zelil eder, her şeyden aşağı eder.”

Bu şekilde şehre girdiler. Gerçekten bu hareketi, onun şerefini küçültmedi, aksine büyüttü. Biz bile 1400 sene sonra, burada, örnek bir hareket diye anlatıyoruz. Eğer tersi olsaydı, o zaman orada unutulup gidecekti.


26 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör